Nota, bir eserin nasıl çalınacağını tam olarak anlatmaz. Aynı ritim ve aynı işaretler, yazıldığı döneme göre farklı söylenir.
Bu, klarnet repertuvarında özellikle belirgindir çünkü çalgının literatürü iki buçuk yüzyıla yayılır.
Klasik dönem yazısında artikülasyon konuşmaya yakındır. Notalar birbirine yapışmaz; cümleler küçük gruplara ayrılır ve her grubun kendi iniş çıkışı vardır.
Romantik dönemde çizgi uzar. Bağlar genişler, dinamik değişimler kademeli olur ve tempo esnekliği kabul görür.
Yirminci yüzyıl Fransız yazısında berraklık öne çıkar. Artikülasyon kesindir, vibrato ölçülüdür ve renk değişimi anlatımın merkezindedir.
Çağdaş yazıda ise besteci genellikle kendi işaretlerini tanımlar; bu durumda üslup kararı bestecinin açıklamalarına bırakılır.
Kursiyer açısından pratik sonuç şudur: bir eseri çalışmaya başlarken ilk soru "hangi dönem?" olmalıdır. Teknik kararlar bundan sonra gelir.
Aynı kursiyerin iki farklı dönem eserini aynı söyleyişle çalması, en sık rastlanan üslup hatasıdır. Derslerimizde her eser, dönem üslubu tanımlanarak çalışılmaya başlanır.