Yirminci yüzyılın başında Paris Konservatuvarı, her yıl bitirme sınavı için besteciye yeni eser ısmarlıyordu. Bu eserlerin bir bölümü sınav ölçütü olmaktan çıkıp repertuvarın kalıcı parçası oldu.
Claude Debussy'nin 1910 tarihli rapsodisi bunların en bilinenidir. Sınav eseri olarak yazıldığı için belirli becerileri bilinçli olarak sınar.
Birincisi ton denetimidir. Eser çok yumuşak dinamiklerde uzun cümleler ister; saklanacak yer yoktur.
İkincisi register geçişleridir. Pes bölgeden üst bölgeye bağlı geçişler sık ve açıktadır; köprü geçişindeki her pürüz duyulur.
Üçüncüsü renk değişimidir. Aynı dinamik içinde farklı tınılar beklenir; bu, ağız içi denetimiyle üretilir.
Dördüncüsü ritmik esnekliktir. Yazı ölçü çizgilerine sıkı sıkıya bağlı değildir; serbest ama denetimli bir söyleyiş ister.
Bu nedenle eser teknik bir gösteri parçası değil, bir olgunluk sınavıdır ve çalışması ton çalışmasıyla iç içe yürür. Aynı gelenekten çok sayıda kısa eser, bugün de sınav ve dinleti programlarının merkezindedir. Derslerimizde bu repertuvar, ton ve register geçişi çalışmalarının uygulama alanı olarak kullanılır.