Yirminci yüzyıl ortasında yazılan bazı konçertolar, klasik yazı ile caz dilini bilinçli olarak bir araya getirir. Aaron Copland'in 1948 tarihli klarnet konçertosu bunun en bilinen örneğidir.
Eser bir caz klarnetçisi için ısmarlanmıştır ve bu, yazının karakterini doğrudan belirler. Birinci bölüm sakin ve şarkı söyler niteliktedir; burada beklenen klasik bir ton ve uzun çizgidir. Kadans ise geçiş noktasıdır: serbest zamanlı, teknik olarak açık ve tamamen solistin kararına bırakılmış.
Son bölüm ise ritmik olarak caz dilinden beslenir. Vurgular beklenen yerlerin dışına kayar, sekizlikler eşit yazılmış olsa bile sözlü bir esneklik ister.
Kursiyer açısından güçlük şudur: klasik bir icra anlayışıyla çalındığında son bölüm kaskatı duyulur, tamamen caz gibi çalındığında ise yazı bozulur.
Aradaki denge dinlemeyle bulunur. Bu tür eserlerde farklı kayıtları karşılaştırmak, tek bir kaydı taklit etmekten daha öğreticidir.
Ayrıca ritmik kesinlik gerekir; esneklik, zamanı kaybetmek anlamına gelmez. Derslerimizde bu repertuvar, ritmik yerleşim ve üslup karşılaştırmasıyla birlikte ele alınır.